Uzun süredir yazmak istediğim bir konuydu bu. Zira bilindiği üzere yaklaşık bir yıldır köy yollarında genişletme çalışmaları yapılıyor. Bu vesileyle hem çalışmalara öncülük edenlere teşekkür etmek ve onları daha da yüreklendirmek, hem de yol konusunda şimdiye dek emeği geçenleri anmak istedim. Aslında bu çalışmaları çok daha önceleri yapılması gerekiyordu. Zira komşu köyler, hatta daha yukarı köyler bile bu işi bizden önce halletmişlerdi. Önceleri hemen her konuda örnek ve öncü olan Haraka, son yıllarda maalesef bu vasfını kaybetmiş. Neyse ki Ali Paşa Bülbül, Hacı Çubukçu, Ömer Bülbül ve Hayrullah Bülbül’ün inisiyatif alması ile bizde de konuya el atılmış ve çalışmalar başlamıştı. Buradan hem kendilerine hem de tarla ve bahçelerinden fedakârlık eden, ayrıca maddi ve manevi destekte bulunan herkese teşekkür etmek gerekiyor.
Yol konusuna girince öncelikle ilk atılımı yapan Harakalı Mustafa Ağa’yı da rahmet ve minnetle anmak gerekiyor. Zira bugün Yıldızlı (Sera)’dan başlayan yola ilk kazma onun sayesinde vurulmuştu. 1949-50 kışında çökmenin ve Sera gölünün oluşmasıyla yol fikri ortaya atılmış, ancak o zaman inceleme yapan fen memurları Sera vadisi boyunca devam etmesi düşünülen yola onay vermemişti. Anlatılan o ki, karardan memnun olmayan ve çok kızan Harakalı Mustafa Ağa, köylerden topladığı kişilerle kazma kürek yolun yapımını başlatmış, hatta çalışmaların daha hızlı ilerlemesi için yolu parçalar halinde köylere bölüştürmüştü. Bu şekilde kazma ve küreklerle yavaş yavaş ama azimle ilerleyen yol, gölün sağından ve Demirtaş (Fakalenza) Köyü üzerinden ilerleyerek Karaman ve Derecik’e kadar ulaşmıştı. O zamanlar, yol uğruna hayatını kaybedenler de olmuştu. Örneğin Sera Gölü yakınındaki yol çalışmalarına katılan Yusuf’un İbrahim’inin oğlu Mustafa (Bülbül), yaz sıcağında ter atmak için girdiği gölden maalesef bir daha çıkamamıştı. Yine patlatılan dinamitler nedeniyle hayatını kaybedilenler olmuştu.
Yol Derecik’e ulaşmıştır ama o yıllarda karayolunu kullanacak motorlu araç maalesef yoktur. En azından şehre hayvanları, atları ile gidip gelen insanlar geniş yolda daha rahat ulaşım imkânına kavuşmuştu. Yolu haftada belki 1 ya da 2 araç ancak kullanmaktaydı. 1955 yılına gelindiğinde yolun daha yukarı köylere çıkarılması gerektiği anlaşılır ve iş bu kez devlet eliyle olur. Trabzon için önemli şahsiyetlerden olan M. Reşit Tarakçıoğlu anılarında 1955 yılı başında yol için ödenek çıkarıldığını ve Haziran ayında da yolun başladığını bildirir. Hatta o zaman Uçarsu’ya (Kokana) kadar uzatılan yolu görmek üzere Fındıklı’ya (Mayer) kadar teftişe de gelir. Yalnız bu çalışmalarda da Mustafa Ağa’nın emeği vardır. Zira önayak olan, ilgili mercilerle bağlantı kuran kişi yine odur.
Yolun Uçarsu’ya kadar çıkması ile köyde ilk motorlu aracı 1960’lı yılların ortalarında Osman (Eyüp) Çavuş alır. Aldığı araç gazyağı ile çalışan küçük bir kamyonettir. Aracın kasasında hem yolcu ve hem de köyde yapılan inşaatlar için taş, çimento, kum vb malzeme taşır. Yolun Derecik-Fındıklı arası ilk yıllarda bozuk olduğu için yağmurlu-çamurlu havalarda son varış noktası ister istemez Derecik olur. Ancak çoğu kez Fındıklı’ya kadar gelen malzeme atların, hatta insanların sırtında taşınarak köye ulaştırılırdı.
Fındıklı-Haraka bağlantısı için çalışmalar Muhtar Bahattin Salih zamanında, Hayrettin Salih ve Arap Mustafa Salih’in gayretleriyle olur. 1968 baharında başlayan çalışmalarla yol, sonbaharda Sarıstoğun üzerinden Kıran’a ulaşır. O sıralar bu yollarda ilk tekerlek döndüren araç yine Osman Çavuş’a ait olan ama bu kez yenilenmiş Chevrolet marka kamyonettir. Hatta o yıl inşaatı başlayan evimizin malzemesi de o araçla taşınır. O dönemde Eyüp ağanın oğlu Hasan’ın (Salih) yurt dışından getirdiği 67 model Ford Minibüs de yolcu taşımaya başlar. Köy İlkokulunun yapımı da o yıllarda başlar ve 1973-74 Eğitim Öğretim sezonunda kapılarını öğrencilere açar. Köyün merkezi artık şehre bağlanmıştır ama yukarı kesimlerinin yola kavuşması daha sonraları olur. 1975 yılı baharında yine Hayrettin Salih’in gayretleriyle Geyişli’den başlayan çalışmalar ile yol Araplar’a oradan da kıvrılarak Bofti hattına birleşir. Aynı sırada Tarakçili yolu açılır. Bu sayede köyün tamamı yola kavuşmuş olur. Hatta daha sonraları yapılan ara yollarla her noktaya hatta yaylalar üzerinden komşu ilçe ve köylere bile ulaşmak mümkün hale gelir. Son olarak babam İsmail Bülbül ve Hamdi Ağanın oğlu Mustafa Salih’in gayretleriyle, 1987 yılı Temmuz-Ağustos aylarında köyün şehirle bağlantısını sağlayan Fındıklı hattına alternatif olarak Tavşanlık üzerinden geçerek Oğulkaya (Kaloyna)’ya bağlanan yol açılır.
Yolların açılmasından önce köyün şehirle bağlantısı bir yük hayvanının bile zorla yürüyebildiği patika yollarla sağlanırdı. O yollar da çoğu kez hayvanların ayak izleri ile delik deşik bir halde, yağmur yağdığında çamur deryasına dönen ve yer yer su birikintileri nedeniyle geçit vermez bir haldeydi. Gerçi o yıllar köy-şehir bağlantısı bugünkü gibi değildi. Şehre sadece belli başlı insanlar gidip gelirdi, hatta şehri hiç görmeden ömrünü tamamlayan insanlar olurdu. Sabah ezanı olmadan kendi sırtlarına veya yük hayvanlarının sırtına yükledikleri tütün, mısır, tereyağı vb ürünlerle yola çıkılır, 2–3 saatlik bir yolculukla şehre inilirdi. Şehirde eldekiler satılıp, asli ihtiyaçlar olan tuz, sabun, gazyağı vb malzemeler alınır ve yola koyulurdu. Dönüş genellikle akşam veya yatsıya tamamlanırdı. Özellikle şehre veya komşu köylere odun, kereste vb ağaç ürünlerini taşıyanlar çok daha erken kalkmak ve elindekini gün ağarmadan gideceği yere ulaştırmak durumundaydı. Zira orman korucularının taşınan mallara ve hayvanlara el koyma tehlikesi vardı. Osmanlı kaynakları incelendiğinde, Fatih’in Trabzon’u fethinden hemen sonra 1580’li yıllara ait kayıtlarda Haraka adının olduğu görülür. Yani bu zorlu yolculuk, en az 500 yıldır anlatılan bu zor şartlar altında devam ede gelmişti.
Son 30–35 yılda yapılan yol çalışmaları ile köy şehre daha da yaklaşmıştır. Çocukluğumda dolmuş ile bir saat kadar süren yolculuklar bugün artık yok. Bata çıka yürüdüğümüz çamurlu yollar da yok. Aracınızla çıktığınızda 15–20 dakikada şehre ulaşabiliyorsunuz. Yani eskiye göre çok daha iyi noktalarda olduğumuz bir gerçek. Ama yaşadığımız çağın koşulları gereği yollarımızın genişletilmesine ve asfaltlanmasına şiddetle ihtiyaç var. Bu nedenle yeni muhtarımızın girişimlerine ve halkımızın desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Şimdiye kadar emeği geçen ve şimdiden sonra da emek verecek kişilere, Harakalı’yım diyen herkesin teşekkür borcu var.
05 Temmuz 2009, Yolbaşı